İSRAF MI YATIRIM MI? TANITIM KAMPANYALARINDA ETKİ ÖLÇÜM SORUNU VE TURİZM GELİŞTİRME AJANSI (TGA)
Ölçemediğiniz etki, yatırım değil israftır.
Son yıllarda Türkiye’nin yurt dışı turizm tanıtımlarında oldukça dikkat çekici işler yapılıyor. Büyük kampanyalar, etkileyici sloganlar, havalimanlarını süsleyen billboardlar, sosyal medyada dönen yüksek prodüksiyonlu videolar… Bunların arkasında Turizm Geliştirme Ajansı (TGA) var. Ajansın hızlı hareket eden, genç, enerjik bir yapısı var ve bu yönüyle geleneksel kamu kurumlarından ayrılıyor. Ancak sorun şu: Yaptıkları tanıtımların gerçek etkisi ne kadar ölçülebiliyor?
Reklam Var, Etki Nerede?
Bir ülkede turizmi geliştirmek için tanıtım şarttır. Ama tanıtım harcamasının büyüklüğü tek başına başarı kriteri olamaz. Asıl önemli olan bu harcamaların ne kadar geri dönüş sağladığı, ülkeye ne kadar turist, geceleme ve döviz kazancı getirdiğidir.
Örneğin TGA’nın yaptığı bir kampanyada, milyonlarca lira harcanarak yurtdışında büyük panolar kiralanıyor. Peki sonra? O kampanya sayesinde o bölgeden gelen turist sayısı arttı mı? Gelen turist, tanıtım yapılan kesim mi? Hedeflenen pazar mı? Otelci, esnaf, rehber bu etkiden ne kadar faydalandı?
Maalesef bu soruların çoğu cevapsız kalıyor. Çünkü yapılan işin etkisi bilimsel ve sektörel düzeyde ölçülemiyor, ölçülse bile kamuoyuyla şeffaf şekilde paylaşılmıyor.
Saha Deneyimi Ne Diyor?
Sahada olan biri olarak, pek çok otelci ve turizmci dostumun bu konuda ortak bir serzenişi var:
“Pahalı kampanyalar yapılıyor ama biz gelen turistte, rezervasyonda ya da satışta bunun karşılığını göremiyoruz.”
Bu eleştiriler sadece duygusal değil; bazı bölgelerde yapılan milyonluk tanıtım kampanyalarının ardından, hedef pazardan gelen turist sayısında bir değişim olmaması bunu doğruluyor.
Tanıtım Var, Turist Yok: 2025 Sezonu Neden Boş Geçiyor?
2025 yılı, turizm sektörü açısından beklentilerin çok uzağında, oldukça sönük bir sezon olarak kayıtlara geçmek üzere. Gerek otellerde gerek restoranlarda, gerekse turistik bölgelerin sokaklarında alışılmış kalabalıklar yerini durgunluk hakim. Ağustos ayının sonuna doğru turizmde bir miktar hareketlilik gözlense de, önceki ayların durgunluğu nedeniyle sezonun kurtarılıp kurtarılamayacağı belirsizliğini koruyor. Ayrıca gelen turistlerin yaklaşık %70’ini yerli ziyaretçiler oluştururken, otelciler doluluk oranlarını artırabilmek için fiyatlarda %30’a varan indirimlere gitmiş durumda. Ancak bu indirimler de yurt dışında beklenen ilgiyi görmedi. Her nedense yurt içi ve yurt dışı tanıtım kampanyalarına harcanan yüksek bütçelere rağmen beklenen hareketlilik sağlanamadı.
Bu durum, tanıtım faaliyetlerinin ne derece etkili yürütüldüğü, hedef pazarların doğru belirlenip belirlenmediği ve harcamaların geri dönüşlerinin nasıl ölçüldüğü gibi kritik soruları beraberinde getiriyor. Tüm bu harcamalara rağmen turist neden gelmiyor? Sorunun yanıtı belki de sadece tanıtımda değil; fiyat/performans dengesinden güvenlik algısına, ulaşım maliyetlerinden bölgesel rekabetçiliğe kadar geniş bir yelpazede yatıyor.
Ajansın Yapısı ve Hesap Verilebilirlik
TGA, özel hukuk hükümlerine göre kurulmuş ve kamu-özel iş birliğine dayanan bir yapı. Bu yapı esnek hareket imkânı sağlasa da hesap verebilirlik ve şeffaflık konusunda ciddi soru işaretleri doğuruyor.
Örneğin;
• Hangi kampanya için ne kadar bütçe harcandı?
• Bu kampanya sonrası ülke turizmine katkısı ne oldu?
• Tanıtımı yapılan ülke ile turist artışı arasında nedensellik kuruldu mu?
• Hedef pazarda Türkiye algısı olumlu yönde değişti mi?
Bu sorulara TGA tarafından düzenli, ölçülebilir, açık ve anlamlı raporlarla cevap verilmesi gerekiyor.
Yatırım mı, İsraf mı?
Eğer tanıtım harcamalarının etkisi ölçülmüyorsa, bu harcamaların israf mı yoksa yatırım mı olduğunu da bilemeyiz. Tanıtım kampanyaları etkili olabilir ama doğru yere, doğru zamanda ve doğru hedef kitleye yapılmalıdır. Aksi halde milyonlarca liralık reklamın, sahada karşılığı olmayan “gürültüden” farkı kalmaz.
Sonuç olarak, Ölç, Değerlendir, Geliştir
Turizm Geliştirme Ajansı’nın daha şeffaf, hesap verebilir ve veriye dayalı bir yapı ile hareket etmesi, turizm sektörüne olan güveni artırır. Reklam ve tanıtımda israfın önüne geçmenin tek yolu da budur: Etkiyi ölçmek, sonuçları analiz etmek ve gerçek verilerle hareket etmek.
Unutmayın: Reklamın büyüklüğü değil, hedefe ulaşma gücü önemlidir.
Dr. Zekeriya BİNGÖL
Akademisyen / Kültür ve Turizm Uzmanı
Okuyucuların Görüşleri
gül
Çok önemli bir konuya değinmişsiniz. Birinin bunu söylemesi gerekiyordu. Muhtemelen çok kişinin içinden geçeni yazıya dökmüşsünüz, hislerine tercüman olmuşsunuz.
17 Eylül 2025