KÖKLÜ BAĞLARDAN STRATEJİK ORTAKLIĞA: TÜRKİYE VE TÜRK DEVLETLERİ
Dr. Zekeriya BİNGÖL
Akademisyen/Kültür ve Turizm Uzmanı
Türkler, tarih boyunca Orta Asya steplerinde göçebe bir hayat sürmüşlerdir. MÖ 220'de Ortaasya’da kurulmuş olan Büyük Hun imparatorluğu Türklerin kurduğu bir devletidir. Büyük Hun imparatorluğu 376 yılında başlayan çeşitli akınlarla Avrupa'daki etkinliğini artırmış ve 434 ile 469 yılları arasında Avrupa’da Batı Hun İmparatorluğu ya da Avrupa Hun İmparatorluğu olarak hüküm sürmüştür. İlk olarak Türk ismi kullanıldığı ve büyük Türk devletleri ise Göktürkler (6. yy) ve Uygurlar (8. yy) olarak ortaya çıkmıştır. Zamanla, ekonomik ve siyasi baskılar nedeniyle batıya göç ederek Karahanlılar, Gazneliler ve Büyük Selçuklular gibi devletleri kurmuşlardır.
Onbirinci yüzyılda Büyük Selçuklular’ın Anadolu’ya girmesi, Türklerin Anadolu’da kalıcı hâle gelmesini sağlamış, küçük beyliklerin oluşmasıyla Osmanlı Devleti doğmuştur. Osmanlı’nın yayılmasıyla birlikte Türkler hem Anadolu hem de Balkanlar’a ve Orta Doğu’ya yayılarak tarih boyunca farklı coğrafyalarda hüküm sürmüşlerdir. Onikinci yüzyılda Sovyetler Birliği’nin dağılmasıyla Orta Asya’da Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan, Türkmenistan gibi bağımsız Türk devletleri ortaya çıkmış ve modern Türk dünyası şekillenmiştir.
Ayrıca yukarda saydığım Türk devletleri dışında Rusya ve Çin’de yaşayan birçok Türk halkı bulunmaktadır. Rusya Federasyonu’nda yaşayan Türk halkları şunlardır; bunlar arasında en büyük grup Volga bölgesinde yoğun olarak bulunan Tatarlar’dır. Ural ve Volga bölgelerinde Başkortlar, Volga nehrinin kıyısında Çuvaşlar yer alırken, Sibirya’nın kuzeydoğusunda Yakutlar (Saha) bulunmaktadır. Bunun yanı sıra Hakaslar, Tuvalar, Altaylar, Balkarlar, Karaçaylar ve Kumuklar gibi farklı bölgelerde yaşayan diğer Türk toplulukları da mevcuttur. Çin’de ise başta Doğu Türkistan (Xinjiang) bölgesinde yoğun olarak yaşayan Uygurlar bulunmakta olup, Sincan’da Kazaklar ve Kırgızlar da önemli Türk toplulukları olarak yer almaktadır. Ayrıca Tatarlar ve Özbekler de küçük topluluklar hâlinde bu bölgede yaşamaktadır.
Türk dünyasının tarihi, yüzyıllara dayanan kültürel birliktelikler, ortak değerler ve köklü bağlarla şekillenmiştir. Bugün Türkiye, Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan, Türkmenistan ve gözlemci üye olarak Macaristan ile Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) çatısı altında güçlü bir iş birliği yürütmektedir. Bu ilişkiler, yalnızca diplomasiyle sınırlı kalmayıp, ekonomi, enerji, savunma sanayii, eğitim, kültür ve turizm alanlarında da derinleşmektedir.
Ortak dil kökleri, kültür kodları, gelenek ve görenekler, halk müziği ve mutfak kültürü, Türkiye ile Türk devletleri arasındaki bağların temel taşlarını oluşturur. Orhun Yazıtları’ndan Dede Korkut Hikâyeleri’ne, atlı göçebe kültüründen halı ve kilim dokumacılığına kadar uzanan bu ortak miras, günümüzde Yunus Emre Enstitüsü (Yunus Emre Vakfı), TÜRKSOY, TİKA ve Maarif Vakfı gibi kurumlar aracılığıyla kültürel diplomasiyle yeniden canlandırılmaktadır. Bu sayede genç nesiller hem kendi kültürünü tanımakta hem de kardeş ülkelerle bağlarını güçlendirmektedir.
Türkiye, Türk devletleriyle ticaret hacmini her geçen yıl artırmaktadır. 2024 verilerine göre Türkiye ile TDT üyesi ülkeler arasındaki ticaret hacmi 40 milyar doların üzerine çıkmıştır. Enerji alanında ise Hazar petrolleri ve doğal gazı, TANAP (Trans Anadolu Doğal Gaz Boru Hattı) ve Bakü–Tiflis–Ceyhan Boru Hattı gibi stratejik projelerle dünya pazarlarınaulaştırılmaktadır.
Türkiye’nin yerli ve millî savunma teknolojileri, dost ve kardeş ülkelere ihraç edilmekte; ortak tatbikatlar ve güvenlik protokolleriyle bölgesel istikrar desteklenmektedir. Karabağ Zaferi sürecinde Türkiye ve Azerbaycan arasındaki askerî iş birliği, “tek millet, iki devlet” anlayışının somut bir göstergesidir.
Türkiye burs programları, YTB destekli değişim programları, üniversiteler arası iş birliği ve Yunus Emre Enstitüsü aracılığıyla genç nesiller arasında güçlü bağlar kurulmasını teşvik etmektedir. Turizm ise bu ilişkilerin halklar düzeyinde derinleşmesini sağlamaktadır. Kapadokya’dan Semerkand’a, Almatı’dan Bakü’ye uzanan kültür rotaları, karşılıklı turist hareketliliğini artırmakta; Türk Dünyası Kültür Yolu projeleriyle kültürel mirastanıtılmaktadır.
Biz de bu kardeş ülkelerle ilişkilerimizin geliştirilmesine katkı sağlıyoruz. Her yıl iki önemli kongre düzenliyorum:
Uluslararası Gençlik Araştırmaları Kongresi
Uluslararası Turizm ve Kültürel Miras Kongresi
Kongrelerimize Azerbaycan, Nahçıvan, Kazakistan, Özbekistan, Kırgızistan ve Moğolistan’dan hem paydaş üniversiteler hem de akademisyenler katılmaktadır. Bu yıl altıncısını düzenleyeceğimiz Uluslararası Gençlik Araştırmaları Kongresi’nde Türkiye’den 14 paydaş Üniversite, Türk devletlerinden ise 5 paydaş üniversite yer alacaktır:
Azerbaycan Turizm ve Otelcilik Üniversitesi
Semerkant Devlet Üniversitesi
Semerkant İpek Yolu Turizm ve Kültürel Miras Üniversitesi
Kazakistan Uluslararası Turizm ve Otelcilik Üniversitesi
Bayan-Olgii Moğol Devlet Eğitim Üniversitesi
Bu paydaş üniversiteler dışında, Türk devletlerindeki diğer üniversitelerden de akademisyenler kongreye katılacaktır. Bu katılım ve iş birlikleri, Türkiye’nin Türk dünyasına akademik, kültürel ve ekonomik destek sunma kararlılığının somut göstergesidir. Kongremize yukarda bahsettiniz kurumlardan destekte alınmaktadır. Destek veren kuruluşlara şimdiden teşekkür ediyorum.
Türk Devletleri Teşkilatı, sadece bir diplomatik platform değil; aynı zamanda ekonomik entegrasyon, ulaştırma ağlarının geliştirilmesi (Orta Koridor Projesi), dijital dönüşüm ve iklim değişikliğiyle mücadele gibi alanlarda ortak hareket etme iradesinin simgesidir. Türkiye hem jeopolitik konumu hem de ekonomik potansiyeliyle bu süreçte merkezi bir rol üstlenmektedir. Biz de akademik ve kültürel projelerimizle bu köklü bağların güçlenmesine katkı sağlamaya devam edeceğiz. Unutmayınız: Kültürel bağlarımız ve ortak tarihimiz, sadece geçmişin mirası değil; geleceğin de en sağlam köprüsüdür.
Okuyucuların Görüşleri