Atatürk’ün Emaneti ve CHP’nin Kaderi
Atatürk’ün Emaneti ve CHP’nin Kaderi
Cumhuriyet Halk Partisi’nin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü ve onun felsefesini düşündüğümde, içimde tek bir duygu yükseliyor:
“Bu parti için canımız feda olsun!”
Çünkü CHP, sadece bir siyasi parti değildir. Cumhuriyetimizin teminatıdır, Atatürk’ün emanetidir. Bugün bir Ekrem İmamoğlu değil, bin Ekrem İmamoğlu feda edilse dahi, esas olan bu partiyi iktidara taşımak, “hak, hukuk, adalet” kavramlarını yeniden altın harflerle bu ülkenin duvarlarına kazımaktır.
Ne var ki, milyonların umudu olan CHP’nin adı bugün neyle anılıyor? Yolsuzluklarla, ihanetlerle, liyakatsizliklerle… Bu tablo, sadece üzücü değil, aynı zamanda acı vericidir.
Sorulması gereken soru şudur: CHP’yi bu noktaya kimler getirdi, kimler getirmek istedi ve nereye sürüklemek istiyorlar?
Unutmayalım: CHP, rejim karşıtlarının yıkmak için saldırdığı, ama bir türlü yıkamadığı son kaledir. Vatanımıza göz dikenlerin pervasızca saldırdığı tek demokratik unsurdur. Batı’nın ve emperyalist güçlerin içimizdeki hainlerle el ele vererek yürüttüğü plan, bu partiyi darmadağın etmektir. En acısı da, bunu CHP’nin içinden beslenerek yapmak istemeleridir.
Bir halk deyişi vardır: “Kangren olacaksa kol kesilir, bacak kesilir; kesmezsen tüm beden çürür.”
CHP içinde kangrene dönüşmüş her ne varsa, neşter vurulmalıdır. Aksi halde, “biz içimizdeki sağlarla ölümüne mücadele ederiz” denirse kaybetmek kaçınılmazdır.
Bugün onlarca CHP’li belediye başkanı, yönetici, siyasetçi hapiste… Onları esaretten kurtarmanın tek yolu, partiyi bir bütün halinde iktidara taşımaktır. Türk milleti, bu zor günlerden kurtuluş adresi olarak defalarca CHP’yi işaret etmiştir.
Ama bir soru daha: Bugünkü yönetim topluma güven duygusu verebiliyor mu?
Cevabı ne yazık ki hayır.
Önceki Genel Başkan Sayın Kemal Kılıçdaroğlu ve Genel Başkan Yardımcısı Sayın Gürsel Tekin’e yönelik ağır sözler ve itibarsızlaştırma girişimleri asla kabul edilemez. Kılıçdaroğlu, 13 yıl boyunca bu partinin genel başkanlığını yapmış, ömrünü CHP’ye adamış bir isimdir. Bugün koltukta oturanların çoğu, Kılıçdaroğlu’nun açtığı yol sayesinde oradadır. Hal böyleyken, ona yapılan haksızlık, aslında bu partiye yapılmış en büyük haksızlıktır.
Kurultay sonrası yaşananlar da cabası… Şikâyetler, tanıklar, şaibeler… 45 yıllık siyasi tecrübemde böylesine ağır bir tabloya CHP içinde ilk kez tanık oldum. Bu kargaşa en çok rakiplere yaradı. Onlar da hemen harekete geçerek tutuklamalarla, “CHP belediyeleri yönetemiyor, ülkeyi nasıl yönetecek?” söylemleriyle algı operasyonuna başladılar.
Fakat halkın hala CHP’yi kurtarıcı görmesi, işte bu en önemli noktadır. Buna rağmen eski ve yeni genel başkanlar arasında mesafe koymaya çalışan girişimler, sadece üzücü değil, aynı zamanda tehlikelidir. Çünkü hem Sayın Kılıçdaroğlu hem de Sayın Özgür Özel, bu partiye bağlı, vatansever liderlerdir.
Peki, bu kavga kime yarar?
Elbette Cumhur İttifakı’na…
Ama daha büyük bir tehlike var: Özel ve Kılıçdaroğlu etrafında kriz yaratıp bundan nemalanan, belediyeler üzerinde servet avcılığı yapan çıkar grupları. Bu sözde CHP’liler için partinin iktidar olması bile çok önemli değil. Onlar için önemli olan, kendi çıkarlarını korumaktır.
Atatürk’ün partisini bu hale düşürmeye kimsenin hakkı yok. Milyonların umudunu bir avuç çıkar grubuna kurban etmek vatana ihanettir.
Son söz şudur:
Namuslu bir partili, onurlu bir partidaşına küfretmez. Yeni yönetimle eskiyi birbirine düşürmez. CHP’nin kaderini zavallı bir azınlığın eline bırakmaz.
Bu nedenle Sayın Kılıçdaroğlu ve Sayın Özel vakit kaybetmeden abi–kardeş gibi buluşmalı, omuz omuza vererek hem parti içindeki hem de dışındaki hainleri temizlemelidir. Çünkü Atatürk’ün emaneti olan bu parti, ancak o zaman huzur bulacak, Türk milleti de ancak o zaman umudunu yeniden güvene dönüştürecektir.
Kalın sağlıcakla…
Okuyucuların Görüşleri
Süleyman ay
Gayet güzel
20 Eylül 2025
Nusret Karakuş.
??????
25 Ekim 2025