Çocuklarımız ve Gençlerimizi Korumalıyız…
“21. Yüzyılın İlk Çeyreğinde” isimli yazımızda Türkiye’yi bekleyen tehlikelerden söz etmiştik. Çok sayıda arkadaşımız ve okuyucumuz burada ana başlıklar halinde verdiğimiz bilgileri açmamızı istedi. Etkileri çok uzun sürede yok edici şekilde gelişecek tehditlerin başında çocuklarımızın günün her saati karşı karşıya olduğu siber saldırı gelmektedir. Bir proje dolayısıyla değişik bilim alanlarından uzman arkadaşlarımızla yaptığımız çalışma ürkütücü sonuçları ortaya koydu. Bu konudaki bir başka gerçek de siyasi karar alıcılar olan ve onları denetleyen iktidar ve muhalefete çok büyük görev düştüğü ortaya çıktı. Eğer görüşü ne olursa olsun siyasilerimiz bu tehlikeyi zaman geçirmeden gündeme getirerek çözümü için adım atmazlarsa büyük bir vicdani sorumluluk altında kalacaklardır.
İnternette yayınlanan bazı çok yönlü şiddet olaylarının çocuklarımızı derinden etkilediğinin en çarpıcı örneği Eskişehir’de yaşandı. Hepimizin de bildiği gibi 17 yaşındaki genç elinde bıçak internette gördüğü saldırı kıyafeti ile hiç tanımadığı insanları bıçakladı. Birden fazla olayda çocuk yaştaki ilk ergen çocukların internetten gelen yönlendirmelerle kedileri öldürdükleri belleğimizde bütün canlılığı ile var. Uyuşturucu bağımlılığı sebebiyle annesini, baba annesini, babasını öldüren veya öldürmeye çalışan 18 yaş altı çocukları her gün televizyonlarda izliyoruz.
ABD de başlayan ve yavaş yavaş Avrupa ülkelerinde de görülmeye başlayan okullardaki silahlı saldırılar da doğrudan internet bağımlılığından kaynaklıdır. Çünkü internette her türlü şiddetin, toplumun değer yargılarına başkaldırmanın özgürlük olarak değerlendirildiği yüzbinlerce dosya ve yayın bulunmaktadır. Gençler arasında bu saldırıların bir bulaşıcı hastalık gibi yayılacağı ve ülkemizi de tehdit edeceğini hatırlatmalıyız.
Ülkemizde ortaya çıkan 18 yaş altı suçlardaki artışta da doğrudan bu bilgisayar ve internet bağımlılığının etkisinin olduğu açık bir gerçektir. Çocuklarımızın üzerinde bilgisayar ve internet bağımlılığının yarattığı zihinsel tahribat sadece uzmanlar değil gözlem gücü olan herkes tarafından görülmektedir.
Üzerinde durulması gereken en önemli noktalardan bir başkası ise internetteki cinsellik algısıdır. Bu cinsellik algısında insanı insan yapan değerlerin tamamına karşı bir saldırının olduğunu herkes görüyor. Hiçbir ölçü, değer ve sınır tanımayan bu sitelerin kontrol edilebilmesi de neredeyse imkansız hale gelmektedir. Hard porno, soft porno, çocuk ve hayvan pornosu gibi iğrenç sitelerin oluşturduğu tehdit özellikle orta kültür düzeyinin altındaki bölgelerde birçok sapık ilişkinin normalleşmesine bunun sonucu olarak da çocuk tacizleri başta olmak üzere cinselliğe dayalı şiddeti olağanlaştırmaktadır.
2025’i aile yılı ilan ettiğimiz şu günlerde biz ne kadar aileyi korumayı birinci plana aldığımızı söylersek söyleyelim ailedeki çürümeyi engellememiz mümkün olamayacaktır. Çünkü yine internet ve internetteki cinsellik belası genç beyinlere sinsice girerek anne ve oğlunu, baba ile kızını birbirine cinsel duyarlı kılmaya devam etmektedir. Çekirdek aile için böyle olağanlaştırılan ilişkiler geniş aile ilişkilerinin tamamen yok etmeye yönelmektedir. Böyle bir ortamda bataklığın kurutulamaması ailenin kurtarılması için sarf edilen çabaları yok edecektir.
Öncelikle yapılması gereken çocuklarımızın ve gençlerimizin beyinlerini kuşatan, hiçbir ölçü tanımayan cinsellik ve şiddet kavramını yaygınlaştıran internet cinini durdurmaktır. Görevi siyasi ve idari gücü ne olursa olsun herkesin birinci derecede sorumluluğu vardır. 16 yaşına kadar internet kullanımını sınırlayacak bir yasanın çıkarılması çalışmaları devam etmektedir. Oysa bizim yaptığımız araştırmalarda hiçbir yasaklama çocukların kıvrak zekasının bu yasakları delmesini engelleyememektedir.
Bu konularda uzman arkadaşlarımızın ikazı üzerine yaptığımız temaslar sırasında konunun üç önemli ayağını oluşturan Yargıtay, Emniyet Genel Müdürlüğünün ilgili birimleri ile Jandarma Genel Komutanlığı’nda yaptığımız temaslarda yasaklamalar yerine başka önlemlerin alınabileceği ortaya çıkmıştır. Kişisel Verilerin Korunması Kanunu’nu zedelemeden önlem alınmasının mümkün olduğu görülmüştür. Yapılacak tek şey TBMM sinin ilgili komisyonlarının konuya eğilmeleri, iktidar ve muhalefetiyle sağlıklı ve güçlü adımların atılması gerekmektedir.
Çocukların bu konuda kendi irade ve istekleri ile kendilerini tehlikelerden korumaları için multidisipliner bir yol haritasının oluşturulması gerekmektedir. Konu ile doğrudan ve dolaylı olarak ilgi bütün uzmanların bir araya geldiği çalıştaylar düzenlenerek bir stratejik yol haritası oluşturulması gerekmektedir. Bütün eğitim kurumları ve öğretmenler, psikologlar, hukukçular, kolluk güçlerimiz, din adamları ve kanaat önderlerinin harekete geçmesi ve bir orkestra ahengi içinde hareket etmesi bir zorunluluktur. Bunu Türkiye olarak başarabiliriz… Önleyici sağlık hizmetleri konusunda Türkiye böyle bir projeyi devreye sokmuş ve Dünya Sağlık Örgütü hazırlanan yol haritasını 18 ülkeye önermiştir.
Eğer bunu başarırsak Avrupa Birliğinin bu konuda aldığı, uygulanması imkansız yasaklarının da ötesinde kalıcı ve etkili bir yöntem geliştirmiş oluruz. Bu yöntem başka ülkelere de örnek olur. Bu da bize yakışır bir adımdır.
Çünkü batı ülkeleri sorunu belirlemekte ancak sadece yasal önlemlerle önünü alabileceklerini sanmaktadırlar. Oysa artık bilişim suçları hiçbir sınır tanımamaktadır. Bu konudaki batıdaki yasal uygulama çözümüne sarılan batılı yöneticiler tam bir yönetim körlüğü içindedir. Nitekim ABD’nin önceki başkanı Obama’nın şu sözleri ibret verici bir çaresizliği göstermektedir: “Kişi başına düşen serveti 40 bin Doları aşmış bir ülkede öğrencilerin okullarında dehşet yaratmasının sebebini anlayamıyorum.”
Siyasilerimizin her işi bir kenara bırakarak konu uzmanlarını dikkatle dinlemeleri gerekir. Bunun için de bu işin içinde olan gerçek uzmanların bir araya getirilmesi burada sorunun çok boyutlu olarak değerlendirilmesi önceliğimiz olmalıdır. Sorunların belirlenmesinden sonra çözüm önerilerinin ortaya konulması ülkemizin geleceğini kuracak gençlerimizi ve çocuklarımızı kazanmanın ilk basamağıdır.
Toplumun bütün kesimlerinin oluşturulacak stratejik plan çerçevesinde eksikleri ve yanlışları gözden geçirip düzelterek sabırla yürümesi başarıyı sağlayacaktır.
Değerli Arkadaşlarımız ve okuyucularımızın açılmasını istediği bir başka önemli konu da Avrupa Müslümanlığı kavramıdır. Bundan sonraki yazılarımda bu konuyu da açmaya çalışacağım.
Prof Dr. Alemdar YALÇIN
Okuyucuların Görüşleri
Bozan İnce
Her zamanki gibi hocamız yerinde ve çok doğru tespitleri yeni bir yazı ile ortaya koymuş. Hocam kalemine yüreğine sağlık olsun
15 Ocak 2025
Alemdar Yalçın
Değerli Bozan çok teşekkür ederim. Olabildiği kadar yaygınlaştırarak bu virüse karşı önlem alma farkındalığı yaratmalıyız. Belki değişik ifadelerle bu görüşleri çoğaltıp yaymak yararlı olabilir.
15 Ocak 2025
Esat Can
Alemdar Bey, bilginize, kaleminize sağlık...
18 Ocak 2025