Düşmanımın Düşmanı
Uluslar Arası İlişkilerde “Düşmanımın Düşmanı Taktiği”
Uluslararası ilişkilerde en çok kullanılan taktik “düşmanımın düşmanı dostumdur.” taktiğidir. Dünya tarih okunduğu zaman hemen görürüz ki bu taktik zaman zaman çok etkili bir şekilde kullanılmıştır. Ancak eğer çok dikkatli kullanılmazsa zayıf olan taraflar için büyük yanılgıları ve yenilgileri de beraberinde getirir.
Uluslararası ilişkiler genellikle karşılıklı çıkar ilişkileri üzerinden kurulduğu için bugün çıkarları çatışan ülkeler gelişen zaman içinde uzlaşabilir. Böyle bir durumu iyi izlemeyen devletler acı olaylarla karşı karşıya kalabilirler. Son zamanlarda ortaya çıkan gelişmelere baktığımız zaman bunun acı örneklerinden birini Rusya ABD çatışmasında görürüz. Avrupa ülkelerinin amaç ve hedefleri ile ABD’nin amaç ve hedeflerinin birbirine yakınlaştığı bir ortamda düşmanımın düşmanı dostumdur formülü iş görüyordu. Bugün Putin-Trump yakınlaşması nasıl sonuçlanacak?
ABD ekonomisini düzene sokmak isteyen Trump’un NATO harcamalarında izleyeceği politika, İsrail lobisinin Rusya üzerindeki etkisi ile birlikte Trump-Putin anlaşmasını sağlarsa Avrupa Birliğinin izlediği politikalar nasıl bir seyir alacaktır? Başta Ukrayna ve Polonya olmak üzere doğu Avrupa ülkelerinin çoğunun güvenliği açıkça tehdit altına girecektir. Böyle bir durum bir başka uluslararası ilişkiler gerçeğini gündeme getirecektir ki o da “Filler savaşır çimenler ezilir.” Sözüyle özetlenebilir. Aynı durum İran-Rusya ilişkileri için de düşünülmelidir. Önümüzdeki günler içinde Rus-ABD ilişkilerindeki yumuşama ile İran’ın yalnızlaşmasına hiç şaşmamak gerekir.
Uluslararası Siyaset ve İç Siyaset Açısından
“Düşmanımın düşmanı dostumdur.” Sözünün asıl belalı alanı iç siyasetle dış siyaset sarmalında yatmaktadır. Doğrudan büyük devletlerin kullandığı bu siyaset, bir sömürge siyasetinin argümanıdır. Dün Osmanlı Devleti için acı bir şekilde uygulanmıştır. Bu gün de Türkiye’de günü bilirlik çıkarları düşünen sığ siyaset anlayışına sahip siyasetçiler hoşuna giden bir oyun gibi görünmektedir.
Osmanlı Devletinde:
Ülkelerindeki rüşvet, yolsuzluk, beceriksizlik ve olumsuzluklardan bunalan gençlik, Osmanlı Devletinin parçalanmasını isteyen büyük devletlerin tuzağına düşmüşler ve “Düşmanımın düşmanı dostumdur” sözünü bir taktik olarak kullanabileceklerini sanmışlardır.. Büyük devletlerin Osmanlı yönetimine düşman olmasının sebebi Osmanlı topraklarının parçalamaktır. Oysa muhalif gençlerin amacı vatanı kurtarmaktır. Gençlerin asıl karşı oldukları Osmanlı devleti değil Osmanlı yönetimidir. Yapılan işbirliği sonucu yönetim gitmiş ama büyük devletlerin Osmanlı devletinin parçalama hedefleri bitmemiştir.
Gücü ele geçiren İttihat ve Terakki hükümeti, meşrutiyetin ilanı ile demokrasinin gelmesinden memnun olacaklarını sandıkları İngiltere ve Fransa’dan borç istedikleri zaman bu ülkelerin kapılarının kendilerine kapandığını acı bir şekilde görmüşlerdir. Bu büyük devletlerden İngiltere’nin İstanbul’daki temsilcilerinin Londra’ya gönderdiği raporlarda genç Türklerle alay ettiklerini yıllar sonra yayınlanan belgelerden anlıyoruz.
Bugün aynı durum Türk muhalif aydınları ile büyük devletlerarasındaki ilişkilerde açık bir şekilde görülmektedir. Yine demokrasi kavramı üzerinden oynanan oyunda bu aydınlarımız, şiddetle karşı oldukları iktidara karşı tamamen bölgesel sebeplerle karşı çıkan AB ve ABD gibi ülkelere göz kırpmaktadır. Yani kısaca “Düşmanımın düşmanı dostumdur.” Stratejik taktiğinin ülkemiz için yaratacağı sakıncaları görmezden gelmektedirler. Unutmamak gerekir ki büyük devletler Ortadoğu’da bölgenin kaderi üzerinde etkili olan bir Türkiye’yi asla istememektedirler. Gizli diplomatik yazışmalarında bunun açıkça belirttikleri gibi stratejik araştırma enstitüleri de yayınladıkları raporlarda Ortadoğu’da nasıl bir Türkiye görmek istediklerini açıkça ifade etmekten çekinmemektedirler. Bu yüzden mevcut yönetime karşı olan ama ülkesinin gerçekten seven aydınlarımız ne kadar haklı olurlarsa olsunlar eleştirilerinde asla bu yabancı ülkelerin Türkiye’deki gizli açık uzantıları ile işbirliği yapmaktan kaçınmaları gerekir. Yani kısaca “Düşmanımın düşmanı her zaman dostum değildir.”
Prof. Dr. Alemdar Yalçın
Okuyucuların Görüşleri