Yüzyılın İlk Çeyreği’nde; 2025
21. yüzyılın ilk çeyreğini tamamlıyoruz. Bu ülkemizin geleceği açısından büyük önem taşıyor. Çağdaş yönetim biçimlerinde en önemli noktalardan biri stratejik planlamadır. Bu kavramı biz de resmen kabul ettik. Nüfusu belirli sayıyı bulan kurum ve kuruluşların stratejik plan yapması zorunlu hale geldi. Her ne kadar bazı kurumlar göstermelik stratejik planlar yapıyorlarsa da beynimizde bu konuda önemli bir yapı oluştu. Ülkemiz için de toplumun bütün kesimlerine tam olarak anlatılamamış bir stratejik plan var. Bu plana göre panoramik olarak ülkemizin yoğunlaşması gereken noktaları sıralamak isterim.
Sinsi Bir Virüs olarak
İnternet ve Sosyal Medya Bağımlılığı
Görünen sıcak dış gündemler sebebiyle gözden kaçan noktalardan biri internetin olumsuz etkileridir. Bilindiği gibi internette engellenemeyen sosyal ahlakı yok eden siteler bulunmaktadır. Bu siteler, psiko sosyal ahlaksızlıkları toplumda bütün insanların gösterdikleri gibi yaşadığı algısını oluşturmaktadır. Daha açık ifade ile ensest, porno, hardporno ve benzeri.. bir çok sitenin yanında şiddet içerikli siteler çocuklarımızı ve gençlerimizi tehdit etmektedir. Sadece onları değil orta kültür düzeyindeki kırsal alanda yaşayan insanımızın ruh dünyasının allak bullak olduğunu de görüyoruz. Bu normal gibi gösterilen psikolojik rahatsızlıkların acı sonuçlarının medyaya yansıdığını görüyoruz. Medyaya yansıyanlar dışında gittikçe artan iğrenç bir suç haline gelen davranış bozuklukları bir domino etkisi yaparak toplumumuzda adeta bir kanser virüsü gibi yayılmaktadır.
Yöneticilerimiz bu konuda mutlaka uyarmamız gerekir. Bütün siyasi kaygılardan arınarak bu toplumsal virüsün üzerine gitmeleri için uyarmalıyız. Bu pisliğin sürekli halının altına sürüklenmesi bir süre sonra hepimizin vicdanında tarifi imkansız yaralar açacaktır. Narin olayı, Tekirdağdağ iki yaşındaki bebeğe yapılanlar tehlikenin yaygınlaşacağının belirtileridir.
Ortak Duyuş ve Düşünüş Ruhu:
Demokrasi toplumun ortak paydalarına dayanan bir siyasal yapıdır. Bugün medyamızdaki bazı aydınların sandığı gibi toplumsal farklılıklara dayanmaz. Bu yüzden toplumumuzu bir arada tutan ortak duyuş ve düşünüş unsurlarımızı sürekli desteklemek geliştirmek gerekir. Bu da sıcak gündem dışında önemli önceliklerimiz arasında yer alır. Farklılıklarımıza saygı göstererek ortaklıklarımızın toplumun her kesiminde güçlü bir şekilde öne çıkarılması sosyal bünyemizi dış etkilere karşı güçlendirecektir. Bazı romantik liberal aydınlarımızın sürekli savundukları farklılıkları öne çıkarma hastalığının zaman zaman siyasilerimizin üzerinde etkili olduğunu görüyoruz. Gelişmiş ülkeler kendileri ortak paydalarda birleşirken bizde farklılıkları savunan romantik aydınları destekleyerek bir kaos yaratmak istemektedir.
Kıran Kırana
1990 lı yıllardan başlayarak batının karar alıcı kurumları üzerinde etkili olan sosyal analistlerin “Head to Head” “Kafa Kafaya” dedikleri kıran kırana yeni bir dünya düzenine girdik. 1990’lı yıllardan itibaren bu gerçeği sürekli gündemde tuttuk. Sonuçta 21. Yüzyılın onlu yıllarında bunun acı sonuçları da görülmeye başladı. Yani daha barışçı bir dünyadan çok kıran kırana rekabetin olduğu yeni bir dünyaya adım attık. Ülkemizi ve toplumumuzu böyle bir dünyada barış ve huzur içinde tutmak en önemli önceliklerimiz arasındadır. Bu yüzden sosyal refaha, bilgi, teknoloji ve güce daha çok ihtiyacımız vardır. Yine aynı yıllardan başlayarak sloganlaşan “Bilgiyi yakalayan toplumlar bilgiyi yakalayamayan toplumları fena halde ezecektir” gerçeğini acı bir şekilde bölgemizde görüyoruz.
Bölgesel Sorunlar
Önümüzdeki yıllar içinde hiç kuşkusuz Nükleer silah geliştirmek isteyen İran büyük bir tehdit altındadır. Bu tehdit İsrail’in savunma konseptinde açıkça yer almaktadır. Komşumuz olması sebebiyle orada ortaya çıkacak istikrarsızlık Türkiye’yi doğrudan etkileyecektir. Arkasına büyük devletlerin desteğini almadan bize karşı düşmanlık yapması imkansız olan Yunanistan’a dikkat etmeliyiz. Geçirdiğimiz her siyasal krizde mutlaka bize karşı düşmanca tavırlarını sürdürecek aleyhimize toprak kazanma sevdasından vaz geçmeyecektir. Batı kendi uygarlığının başlangıcı olarak gördüğü Yunanistan’a birçok bakımdan geçmişte yaptığı gibi her türlü desteğe devam edecektir.
Avrupa Müslümanlığı Kavramı:
Gözlerden uzak adım adım ve sinsi bir şekilde gelişen kavramlardan biri de Avrupa Müslümanlığı kavramıdır. Avrupa Birliği tarafından örtülü ve sistemli, Balkan ülkeleri tarafından açıkça yürütülen bu kavramla birlikte Türkiye’nin Avrupa’daki kültürel gücü ve etkisi yok edilmek istenmektedir. Çok yönlü olarak sürdürülen bu politikaya karşı uzun süreli önlemler alınmadığı takdirde başta Balkanlar olmak üzere bütün Avrupa’dan Türkiye tecrit edilecektir.
Bütün Bu Olumsuzluklara Rağmen
Aydınlarımız bütün bu olumsuzlukların farkında olduğu sürece Türkiye, nüfusu, sosyal, siyasi, ekonomik ve askeri gücünü akıllı bir şekilde kullandığı takdirde engelleri bir bir aşacaktır. Bölgede bir istikrar ve barış adası olarak komşularına örnek olacak, bölgesel barışa katkı sağlayacaktır. Dünyanın kültürel, felsefi ve siyasal hafızası olan Yakın Doğu’da ortaya çıkacak barış ise dünya barışına çok büyük katkıda bulunacaktır. Onuncu Yıl Nutku’nda ifadesini bulan:
“Asla şüphem yok ki Türklüğün unutulmuş büyük medeni vasfı ve kabiliyeti bundan sonraki inkişafı ile atinin yüksek medeniyet ufkunda yeni bir güneş gibi doğacaktır.” Hedefine ulaşacaktır.
Prof. Dr. Alemdar YALÇIN
Okuyucuların Görüşleri
Esat Can
Alemdar Bey bilginize ve kaleminize sağlık. Başka bir konuşma veya yazınızda "Avrupa Müslümanlığı"nı biraz daha açıp yorumlarsanız memnun oluruz.
03 Ocak 2025
Sevgi Sever
Çok haklısınız Hocam. Teknolojiyi bilgi amaçlı kullanmaktan çok uzağız toplum olarak. Çocuklar da oyun sitelerinde güvenliği olmayan bir sürü yanlış içeriğe maruz kalıyorlar . Elimizden geldiğince yöneticilere sesimizi duyurmaya çalışıyoruz ama nafile . Bölgede ki duruma gelince dediğiniz gibi 8 yaşındaki Narin ' in katilini biliyoruz ama konuşamayız ,aile ahbabımız diyen iktidar milletvekili yönetim zihniyetimizi ortaya koymaktadır. Bu gerici zihniyet ve tavırla Avrupa Müslamanlığı gibi daha birçok terimle karşılaşırız . Bölgedeki kilit konumumuzu lehimize çevirerek toprak bütünlüğümüzden ödün vermemeliyiz. Bir an önce aklıselim birşekilde Atamın gösterdiği yolda ilerlemeliyiz.
03 Ocak 2025
Ebru Sönmez
Yazıda ülkemizin karşı karşıya olduğu sorunlar oldukça etkileyici bir şekilde ele alınmış. İnternet ve sosyal medya bağımlılığı konusu, özellikle çocuklarımızı ve gençlerimizi nasıl etkilediği açısından çok önemli bir mesele. Ailelerin bilinçlendirilmesi ve okullarda medya okuryazarlığı derslerinin yaygınlaştırılması gibi çözümler konuşulmalı diye düşünüyorum. Ortak duyuş ve düşünüş ruhu meselesi ise çok doğru bir noktaya değiniyor. Bizim bir arada durmamızı sağlayan değerleri korumamız çok önemli. Ancak farklılıklarımızı da zenginlik olarak görmeyi öğrenmemiz gerektiğini düşünüyorum. Bizi bölmek isteyenlere karşı, hem ortak değerlerimizi hem de farklılıklarımızı bir avantaj olarak kullanabiliriz. Ebeveynler çocuklarını bu zararlı içeriklerden nasıl koruyabilir? Bununla ilgili daha somut öneriler sunabilir misiniz?
03 Ocak 2025
Alemdar Yalçın
Değerli Arkadaşlarım öncelikle ilginiz için çok teşekkür ederim. Yazı da iki nokta üzerinde çok sayıda geri bildirim aldım. Bunlardan birisi değerli Hocamaz Esat Can'ın açıklanmasını istediği "Avrupa Müslümanlığı" kavramı. Bu konsept Avrupa Birliğinin örtülü veya açık üzerinde durduğu ve uyguladığı bir kavram. Bütün ekonomik, sosyal ve yatırım esaslı yardım ve desteklerde bunu çok açık bir şekilde yapmaktadır. Balkanlarda, Kafkasya'da ve Kuzey Avrupa'da yaptığımız gözlem ve araştırma sonuçlarıdır. Siyasilerimizi yazılı ve brifing halinde de bilgilendirmiştik. Gelecek yazılarımdan birinde daha detaylı duracağım. Türkiye'nin sıcak gündeminde gözden kaçan çok önemli bir tehdittir.
08 Ocak 2025
Alemdar Yalçın
Değerli Ebru Sönmez ve Sevgi Sever, bu konuda da çok fazla geri bildirim aldım. Bir seri olarak yazacağım. Ama bu konuyla ilgili durumu da açıklamak isterim. Hacettepe Üniversitesi ve Yıldırım Beyazit Üniversitesinde sağlık bilimlerinde bu konu üzerinde çalışan bilim adamlarımız beni arayarak bu konudaki tehditleri anlattılar ve yardım istediler. Ben de bir bilim adamı olarak bunun uluslararası bir bilimsel kongrede tartışılmasının uygun olacağını düşündüm ve ön temaslar yaparak durumu incelem istedim. Bu amaçla Yargıtay'da bu konuda davalara bakan 9. Daire başkanımızla konuştuk. Konunun vahametini anlattı ve biz üzerimize düşen görevi yapmaya hazırız. Bu konu çok önemli dedi. Emniyet Genel Müdürlğünün ilgi daire başkanı da durumun vehametini anlattı ve bir toplumsal seferberlik için hazırız dedi. Jandarma Genel Komutanlığı da özellikle kırsal alanda bu konudaki durumu anlatan bir rapor hazırlamış onlar da kongrenin çok yararlı olacağını söyledi. ÜNiversitelerimdeki bütün ulgulu bilim adamları da bizimle hem fikirdi. Konuyu ilgili bakanlık yetkilileri ile görüştük. Onlar da tamam dediler ama bir türlü geri dönüş olmadı. Türkiye için gözle görülmeyen en tehlikeli durum maalesef bu konudur ve zaman geçirilmeden ortak bir yol haritası çizilerek TÜrkiye'nin bu tehlikeden çıkmasının sağlanması gerekmektedir. 84 milyonun tamamını doğrudan ve dolaylı olarak etkileyen bir tehlikedir. Bu konuda daha detaylı bir yazı yazmayı düşünüyorum. İlginiz ve katkınız için tekrar çok teşekkür ederim.
08 Ocak 2025
Alemdar Yalçın
TÜrkiye'de hepimizi tehdit eden bu tehlikeye lütfen hep birlikte dikkat çekelim.
08 Ocak 2025
Alemdar Yalçın
TÜrkiye'de hepimizi tehdit eden bu tehlikeye lütfen hep birlikte dikkat çekelim. Çevresinde etkili olan herkesin elinden geleni yapması çocuklarımızın geleceğini kurtaracaktır.
08 Ocak 2025