Zaaflarımızın Farkında mıyız?
Cumhuriyetin ilk Milli Eğitim Bakanlarından Hamdullah Suphi Tanrıöver, mecliste yaptığı bir konuşmada şöyle diyordu: “Milletçe en büyük zaafımız bir hadise tahaddüs etmeden ona tedbir düşünmemektir.” Bu söz hepimizin en önemli ve hızla engellenmesi gereken zaaflarımızdan birini ortaya koyar. Geçmişte de günümüzde de başımızın belası olan bizi acılara sürükleyen bu zaaflarımızın ortadan kalkmasında yine hiç kuşkusuz yöneticilerimizin ciddi adımlar atması gerekir. Sadece yöneticilerimiz mi? Hayır hepimizin aklımızı başımıza alması gerekir. Yoksa daha çok yürükler yanacak..
Bir deprem ülkesiyiz, biliyoruz ama depreme karşı önlem almıyoruz. Bir yangın ülkesiyiz ama yangına karşı bir önlem almıyoruz. Dört tarafımızın tehlikelerle dolu ona önlem almıyoruz. Sonrasında çıkan felaketler karşısında büyük acı çekiyor ve sorumluları cezalandırma yoluna gidiyoruz.
Bu zaafımız sebebiyle iki kere zarar ediyoruz. Son yangın bunun en önemli örneklerinden biridir. Birçok aile yok oldu genç yaşlı birçok insanımız canından oldu. Bunun yarattığı toplumsal travma elbette unutulacak gibi değil. Ama önlem almayan sorumluların cezalandırılması sonucu bir kere daha zarar edeceğiz. Yine aileler bu sefer cezaevi kapılarında, hukuk sistemimiz bir kere daha yeni duruşmalarla meşgul ve hep zarar hep zarar. Verdiğimiz ikinci zararla da birinci faciasının ateşine su döktüğümüzü sanacağız. Ama nafile.. Tıpkı son deprem faciasında olduğu gibi. Adeta bütün bunların bile bile yapılması toplumsal bir aşağılık duygusunu da beraberinde getiriyor.
Hayır hep böyle değildik. Çünkü yüzlerce yıllık geleneğimizde “Testiyi kırmadan önce tedbir almak” gibi ölümsüz bir anlayışımız vardı. Hepimizin belleğinde Nasreddin Hoca’nın bu ölümsüz fıkrası yer alıyordu. Testi kırılmadan önlem almak. Bunu devlet adamlarına öğüt veren bir başka büyüğümüz şöyle özetliyordu: “Devlet adamı o kimsedir ki bir hadise tahaddüs etmeden fehm ede tedbir ala mani ola” Nişancızade Mehmet Efendi devlet adamını böyle tanımlıyor. Yani olay olmadan olayın olabileceğini anlayacak tedbir alıp önleyecek. Örnekleri çoğaltmamız mümkün “Önce deveni bağla sonra Allah’a sığın” öğüdü de bizim temel kurallarımızdan biliyor, ama uygulayamıyoruz.
Günümüzde kim devlet adamı? Son yangın faciasına bakarsak Bolu Valisi, Bolu Belediye Başkanı, Bolu Tarım Orman il Müdürü, Bolu Kültür ve Turizm Müdürü, Kültür ve Turizm Bakanlığı, Tarım Orman Bakanlığı, İç İşler Bakanlığı ve son olarak Cumhurbaşkanlığı… Bütün bu hiyerarşik kademelerin bir saat titizliğinde çalışması ve bütün bu kurumların sorumluluklarını yerine getirmesi sonucu doğal afetlerden en az zararla çıkmak mümkündür. Yoksa iki kere zarar, iki kere acı üst üste…
Çağdaş yönetim önleyici hizmetleri ön plana çıkarıyor. Bütün ülkeler buna göre yeniden yapılanıyor. Türkiye Önleyici Sağlık Hizmetleri konusunda çok önemli çalışmalar yaptı. Bunlardan birinin içinde bende medya sorumlusu olarak görev yaptım.. Yani sağlıklı bir toplum anlayışını ön plana çıkararak, hasta olmadan sağlığı korumak.. Yapılan çalışma Dünya Sağlık Örgütüne Sağlık Bakanımız tarafından sunuldu ve 18 ülkeye tavsiye edildi. Çok beğenildi. Bunun başta sağlık bakanlığından başlayarak uygulayacağımız, sonra da bütün diğer bakanlıklara yaygınlaştıracağımız yerde rafa kaldırdık.
Ceza evlerimiz artık suçlularla dolu. Mahkemeler dava dosyaları ile artık çalışamaz durumda.. Suçu önlemede caydırıcı tedbirleri alarak ceza vermeden, yargılamadan suçluları ceza evlerinde yıllarca beslemeden suçu önlemek devlet adamlarımıza düşen görev budur. En küçük memurundan en üst kademeye kadar hepimizin zihniyet değiştirmemiz gerekiyor.
Yoksa çok acı çekeriz. Bu acılarımız için çok sorumlu ve suçlu bulur ve cezalandırırız..
Prof. Dr. ALEMDAR YALÇIN
Okuyucuların Görüşleri