Delirten ve Delirtilen
İnsan ruhu, derin bir okyanustur. Sakin görünen yüzeyinin altında dev dalgalar, karanlık akıntılar ve fırtınalı sırlar saklar. Kimimiz bu derinliği keşfetmekten korkarız; kimimizse başkalarının o okyanusta boğulmasından haz duyarız. Peki, hangisi daha suçludur? Suları bulandıran mı, yoksa o bulanıklıkta yolunu kaybeden mi?
Bir insan düşünün, çevresine görünmez iplerle ağ örer. Her hareketi, her sözü bir kurgu; her bakışı bir hesap. Sizi kızdırmak, sinirlerinizi altüst etmek, en sonunda öfke nöbetlerinize şahit olup kendisini “masum mağdur” ilan etmek için plan yapar. Günbegün ruhunuzu emer; şüphe, kıskançlık ve iftiralarla sizi boğar. Bir an gelir, o derin nefes almak istediğiniz anda, bir şeyler yıkılır: bir masa, bir vazo, belki bir ilişki…
Oysa başta bunu yapmazdınız, değil mi? Huzur arıyordunuz, sadece sevilmek ve sevmek. Ama şimdi, karşınızda her hareketinizi kontrol etmeye çalışan biri var. Suçlu siz misiniz? Yoksa sizi o hale getiren, sabır iplerinizi ince ince kesen o kişi mi?
Böylesi bir insan, ruhunda derin yaralar taşır. Kendini güçlü hissetmek için başkalarını zayıf düşürmesi gerektiğine inanır. Çünkü ancak başkalarının kaosunda kendi düzenini kurabilir. Sizin öfkeniz onun huzurudur; sizin yıkılışınız onun zaferi. Bu kişiler, genelde narsistik kişilik bozukluğu veya sınırda kişilik özellikleri taşırlar. Ama bu, onların işlediği psikolojik şiddeti affetmez.
Sizi kışkırtıp öfkenizden zevk alan biriyle başa çıkmak kolay değildir. Çünkü sizi yalnızca fiziksel olarak değil, ruhsal olarak da tüketir. Bedeniniz yorgun, ruhunuz kırgın, zihniniz karışık hale gelir. Belki de en kötüsü, kendinizi sorgulamaya başlarsınız: Acaba gerçekten kötü biri miyim?
Ama hayır, değilsiniz. Kimse, sistematik bir manipülasyon altında sürekli güçlü kalamaz. Yine de, öfkenize yenilip kontrolü kaybettiğiniz anda, o kişi amacına ulaşır. Sizi kontrol edemediğinde bile, sizin öfkenizi kontrol ederek kendi zaferini ilan eder.
Ve işte o an, kelimelerin sustuğu, bakışların anlamını yitirdiği o büyülü boşluk… İnsan, kışkırtanla kışkırtılan arasındaki ince çizgide kendini arar. Nerede bittiğini, nerede başladığını bilmez olur. İçinde yükselen bir dalga vardır; kıyıya vurmak için sabırsız, ama bir o kadar da tedirgin. Çünkü bilir ki, kıyıya vardığında bir şeyleri yıkacak, bir şeyleri geri dönüşsüz kıracaktır.
O insan, susmayı öğrenemez belki, ama bir şeyler fark eder. Her kelimenin bir kanca, her bakışın bir tuzak olduğunu anladığında, artık bu oyunda yalnızca bir piyon olmadığını da görür. Öfkesini, savunmasızlığını, korkularını kullanarak onunla oynayan o diğer kişi... Ah, ne garip varlıktır o. Bir tiyatrocu gibi, kendi kafasında sahneler kurar, rolleri dağıtır, hikâyeyi yeniden ve yeniden yazar. Siz de bu hikâyenin bir karakterisinizdir, ama başrol değil, asla başrol değil. Çünkü o sahnenin yıldızı sadece kendisidir.
Yine de, bir soru yankılanır zihninizde: Ben mi suçluyum? Yaptığınız ya da yapamadığınız her şey gözlerinizde büyür. O size bakar, sanki bütün kargaşanın sorumlusu sizmişsiniz gibi bir ifadeyle. Bu bakış, bir tokat gibi iner ruhunuza. Ama o tokatın izi yoktur, sesi yoktur, şikâyet edemezsiniz. Çünkü bu yaralar görünmezdir.
Sonra fark edersiniz ki, bu bir döngüdür. Her tartışma, her kavga, her patlama, aynı noktaya döner. O masumdur, siz suçlusunuz. O mazlumdur, siz zalimsiniz. Ve bu oyun hep böyle devam eder. Ama bir noktada, bir kırılma olur. Belki bir bakış, belki bir sessizlik, belki de o kişinin kendisi bile fark etmeden size sunduğu bir anlık açık. O an, bu döngüyü görürsünüz. Gerçek yüzünü fark edersiniz. O kişinin sizi kışkırtan her sözü boşa düşecek. Çünkü siz artık onun oyununa gelmeyen birine dönüşeceksiniz. Suçun ve masumiyetin çizgisi bulanık olabilir, ama hakikat hep bir yerlerde kendini gösterir. Ve sonunda, siz kazanan olacaksınız.
İşte o anda, içinizde bir şey değişir. Bu, bir zafer değil; hayır, zafer değildir. Bir çözüm de değil. Ama bir farkındalıktır, bir uyanıştır. Ve uyanan bir insan, bir daha asla eskisi gibi olmaz.
#suyamektuplar #delirtenvedelirtilen #sumedyahaber #sumedya #sevgiliye #şiirler #yazılar #yalnızlık #ayrılık #hasret #depresyon #ruhhali #ihanet #manipulasyon
Okuyucuların Görüşleri