Düşüncelerle Savaşan Bir Ruh
Bazen kafanın içinde o kadar çok şey dolaşır ki, bir noktada neyi düşündüğünü, neyi hissettiğini unutursun. Düşünceler bir nehir gibi akar, durmak bilmez. Her biri seni peşinden sürüklerken, sen orada bir köprüde durmuş, kimin tarafında olduğunu, nereye gitmek istediğini bilemezsin. O kadar çok ses vardır ki, bir kelime dahi seçemezsin; hepsi birbirine karışır, birbirinin üstüne basar. Bir düşünce çıkar, geçmişten sararmış bir anı gibi, gülümsediğin bir anı yerle bir eder. Sonra bir diğer, hiç beklemediğin bir şekilde gelir, seni bir kez daha eski bir yarayla hatırlatır. Bu böyle sürer. Düşünceler susmaz, birinin bitmesiyle diğeri başlar. Sen durursun, çünkü bir şeyi doğru düzgün düşünmeyi bile unutur hale gelirsin.
Kafan, bir yelkenli gibi denizde savrulur, ama yönünü bulmak ne mümkün. Gözlerin geleceğe takılsa da, geçmişin karanlık rüzgarları seni orada tutar. Sanki bir fırtına çıkmıştır ve ne kadar uğraşsan da, hangi yönü tercih etsen de, seni hep aynı yere, aynı yıkıntıya götürür. O kadar fazla olasılık vardır ki, bir adım atmanın ne kadar tehlikeli olduğunu fark edersin. Bilinmeyenin korkusu, her şeyin sonunda bir felakete dönüşeceği hissiyatı seni her an sarar. Ve her yeni düşünce, bir öncekinin üzerine koyar, hepsi seni ele geçirir. Sonunda hiçbir şeyin tadı kalmaz. Ne yediğin yemeğin, ne dinlediğin şarkının. Yavaşça hayatını kaybeden zevkler gibi, birer birer ölür.
Bir yol seçmek istersin, ama o yolun sonunda ne olduğunu bilmediğin için geri dönersin. Korkular seni geriye çeker, bilinçaltının zincirleri seni hapsetmişken, sen en güvenli yerin olan yalnızlıkla barışırsın. Yeni bir şey, yeni bir insan, yeni bir iş... Hepsi sadece birer tehdit gibi gelir sana. Kafandaki kargaşaya yeni bir ses eklemek istemezsin. Hiç kimse sana gerekli değildir. Çünkü başka birinin sesini duymaya yer yoktur. O kadar çok sesle uğraşırsın ki, dış dünyadaki her şey, seni hayatta tutan tek şey olan sessizliğinle boğulmaya başlar.
Ve işte, bütün bu düşünceler, senin bir zamanlar kaybettiğin insanı, kaybettiğin zamanı, kaybettiğin umutları birer birer hatırlatır. Senin artık kaybolmuş bir geleceğin vardır; gözlerini kapatırken, sadece geçmişin sesini duyarsın. Gelecek ise, o gelmeyecek olan fırtına gibi, her an kapını çalar, ama hiçbir zaman içeri girmez. Hayat, bir zamanlar keşfettiğin her şeyi kaybettikten sonra, sadece hayatta kalmaya çalıştığın bir mücadelenin adı olur. Ve sen, hep bir şeyleri beklerken, bir şeylerden vazgeçerken, hayatı "böyle işte" diyerek, bir kenara itersin.
#suyamektuplar #dusuncelerlesavasanbirruh #sumedyahaber #sumedya #sevgiliye #şiirler #yazılar #yalnızlık #ayrılık #hasret #depresyon #kisilikbozuklugu #ruhhali
Okuyucuların Görüşleri