Sessizliğin Yükü
Yaşadım mı? Yaşadım.
Öyle böyle değil…
Dibine kadar. Köküne kadar.
Tutunacak dal aradım,
Ama hep kendi gövdeme sarıldım.
Sevdim mi? Sevdim.
Hem de çok.
Öyle herkes gibi değil,
Ev bark bildim, yuva sandım,
Kök saldım, dal oldum, gölge verdim,
Rüzgârda savrulsam da vazgeçmedim.
Bir sokak lambası gibi bekledim,
Döner dedim, belki yine sever dedim,
Ama gelen başkasıydı,
Bedeni tanıdık, gözleri yabancıydı.
Unutmuş meğer, unutulurmuşum ben de,
En çok da insan kendini unuturmuş.
Unuttum sayende…
Sustum mu? Sustum.
Ama içim hiç susmadı.
Mahalle aralarında yankılandı sessizliğim,
Gece çökünce çığlık gibi çöktü içime.
Baktım ki susmak da işe yaramıyor,
Konuşayım dedim,
Ama en yakınlarım en uzağımdı.
Ben anlattıkça duvarlar dinledi,
Ben sustukça yaralarım büyüdü.
Acıttı canımı, defalarca…
Bu acı bitmez dedim, ne büyük söylemişim,
Meğer daha beteri de varmış,
Sınandıkça sınandım, yanıldıkça yoruldum.
Unutmadım mı? Unutmadım.
Ama öğrendim,
Bazı yolları yürümemeyi,
Bazı isimleri anmamayı,
Bazı yangınların küllerinde kalmayı.
Ve sen…
Gitmeyi en iyi bilen.
Kalbimin boş odası,
İçimin sessiz yankısı.
Adını anmadım kaç zamandır,
Ama bazı sessizlikler haddinden fazla ağırdır.
Bazı yokluklar varlıktan daha keskindir.
Ve ben…
Unuttum sanma,
Sadece içime gömmeyi öğrendim.
Okuyucuların Görüşleri