Eğitimin Önceliği: Cami mi, Okul mu?
Türkiye’de bütçe ve kaynak dağılımına baktığımızda, Diyanet İşleri Başkanlığı’nın 2024 yılında 91,8 milyar TL gibi devasa bir bütçeye sahip olduğunu görüyoruz. Bu bütçe, bazı bakanlıkların bütçelerini geride bırakıyor. Ayrıca, ülke genelinde toplam 89.817 cami bulunurken, yalnızca 131 devlet üniversitesi bulunmaktadır. Cami sayısının, bilim ve eğitim yuvası olan üniversitelerden bu denli fazla olması, toplum olarak önceliklerimizi tekrar gözden geçirmemiz gerektiğini açıkça ortaya koyuyor.
Kur’an-ı Kerim’in Mesajı ve İbadet Anlayışı
Kur’an-ı Kerim, İslamiyet’in temel kaynağı ve Müslümanların kutsal kitabıdır. Ancak, Kur’an’ın mesajı gayet açıktır: İbadet, bireyin Allah ile arasında bir bağdır. İslamiyet, namaz kılmak için özel bir mekânı şart koşmaz; her temiz mekân namaz kılmaya uygundur. Camiler ve mescitler ibadet için elbette önemlidir, ancak bu sayının bu denli fazla olması ve artmaya devam etmesi, akıllara şu soruyu getiriyor: “Bu kadar fazla camiye gerçekten ihtiyacımız var mı?”
Üniversiteler, toplumların ilerlemesinde, bilim üretmesinde ve kalkınmasında temel kurumlardır. Türkiye’nin toplam 209 üniversitesi (131’i devlet üniversitesi, 78’i vakıf üniversitesi) vardır. Oysa, üniversite sayımızın çok daha fazla olması, eğitim ve bilim için daha fazla yatırım yapılması gereklidir. Üstelik camiler gibi üniversiteler de birer eğitim yuvasıdır, ancak camilerden farklı olarak toplumun ekonomik, teknolojik ve bilimsel geleceğini şekillendirir.
Eğitimin Toplumdaki Rolü
Eğitim, bireylerin topluma daha ahlaklı, bilgili ve üretken bireyler olarak katılmasını sağlayan temel araçtır. Ancak, Türkiye’nin okullarındaki fiziksel ve öğretim kalitesi sorunları hâlâ çözüme kavuşmuş değil. Eğitimde fırsat eşitliği, teknolojik altyapı eksiklikleri ve öğretmenlerin mesleki gelişimi gibi sorunlar, bütçe önceliklerimizin ne denli yanlış olduğunu gösteriyor.
Dünya genelinde örnek alınabilecek bir ülke var: Japonya. Japonya, dinî kurumlara devasa bütçeler ayırmamasına rağmen, eğitimdeki başarısı ve teknolojik ilerlemeleriyle dünyanın en gelişmiş ülkeleri arasında yer alıyor. Japonya, bugün teknoloji üretiminde ilk sıralarda yer alırken, askeri güç açısından da ilk beşte bulunuyor. Kişi başına düşen milli gelirde de Japonya, ekonomik refah seviyesini zirveye taşımış durumda. Japonya’nın başarısının arkasında yatan en büyük etken, eğitimi bir ulusal öncelik hâline getirmiş olmasıdır.
İbadet mi, Eğitim mi?
Türkiye’de bugün bir kişinin ibadet etmesi için yeterince cami ve mescit bulunmaktadır. 2024 itibarıyla Türkiye’deki toplam mescit sayısı 12.000’i aşmıştır. Üstelik temiz olan her yer, bir ibadet mekânı olabilir. Bu, dinin ruhuna uygun bir gerçekliktir. Ancak, eğitimdeki eksikliklerimizi camilerle doldurmak mümkün değildir. Eğitim bir bireyin hayata dair anlamını, üretkenliğini ve topluma katkısını şekillendirir. Eğitimi arka plana atıp dinî yapıları öncelikli hâle getirdiğimizde, toplumun geleceğini tehlikeye atıyoruz.
Dine Karşı Değil, Eğitimin Yanındayım
Bu eleştirileri yaparken, dinî inançları hedef almadığımı özellikle belirtmek isterim. İnancı yerinde, ibadet eden bir Müslüman ailede yetiştim. İslamiyet’in ahlaklı bir yaşamı teşvik eden öğretilerine yürekten inanıyorum. Ancak, bir Müslüman olarak şunu da çok iyi biliyorum ki Kur’an-ı Kerim, insanları okumaya, öğrenmeye ve ilim sahibi olmaya teşvik eder. O hâlde, Kur’an’ın ruhuna uygun olan, bütçemizi camilere değil, eğitime yönlendirmektir.
Sonuç: Geleceğe Yatırım
Türkiye’nin bugün ihtiyaç duyduğu şey, eğitim öncelikli bir gelecek planıdır. Camilerimiz, mescitlerimiz yeterlidir. Ancak, öğretmenlerimiz, okullarımız, bilimsel araştırmalarımız ve öğrencilerimizin daha fazla desteğe ihtiyacı vardır. Eğer Türkiye’nin kalkınmasını istiyorsak, Japonya gibi eğitime yatırım yapmalı, bilim ve teknoloji üretiminde liderlik hedeflemeliyiz. Geleceği inşa etmek için, toplumun temeline eğitimden daha sağlam bir taş koyamayız.
Bu nedenle, diyanet bütçesinin bir kısmının eğitim projelerine aktarılması, geleceğe yapılacak en büyük yatırım olacaktır. Unutmayalım, ibadet eden bir toplum olmak kadar, üreten ve düşünen bir toplum olmak da Allah’ın bizden istediği bir görevdir.
Volkan İlgüz
Okuyucuların Görüşleri