YENİ İMAR AFFI TEKLİFİ MECLİS’TE.
6 Şubat 2023 tarihinde yaşanan ve hepimizin hafızasına kazınan Kahramanmaraş merkezli depremler, Türkiye’nin yapılaşma sorunlarını bir kez daha trajik bir şekilde ortaya koydu. 50 bini aşkın vatandaşımızın hayatını kaybettiği bu depremler, maalesef büyük ölçüde imar barışından yararlanmış ve statüsü bozulmuş binaların enkazında yaşandı. Bu tablo, hataların bedelinin ne denli ağır olduğunu bir kez daha ispat etti.
Ancak bu yaşananlardan ders alınmış olmasını beklerken, Tekirdağ Milletvekili Cem Avşar’ın 16 Ocak 2025’te Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne (TBMM) sunduğu kanun teklifi, bu hataların tekrarlanmasına zemin hazırlıyor. Avşar’ın teklif ettiği düzenleme, yapı kayıt belgelerinin iptali nedeniyle mağduriyet yaşandığını öne sürerek yeni bir imar affı düzenlemesini gündeme getiriyor. Bu teklif, sadece bilimsel gerçeklere değil, aynı zamanda insan hayatının değerine de aykırıdır.
Deprem sonrası yapılan incelemeler, yıkılan binaların önemli bir kısmının imar affı kapsamında ruhsatsız ya da ruhsat eklerine aykırı şekilde inşa edilen binalar olduğunu gösteriyor. TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası tarafından hazırlanan raporlar, bu binaların taşıyıcı sistemlerinin ihlal edilmesi nedeniyle deprem anında çöktüğünü ve bu yapıların büyük bir kısmının enkazında yüzlerce insanın hayatını kaybettiğini ortaya koyuyor.
İmar affı, 2018 yılında 10 milyonun üzerinde kaçak yapıyı kayıt altına aldı. Bu düzenlemenin ardından yapılan inşaatların neredeyse hiçbirinde denetim yapılmadı. Sonuç olarak, yüzbinlerce bina, statü kaybına uğramış ve yasal bir görünüm kazanmış olsa da yapı güvenliği açısından büyük bir tehdit oluşturdu. Jeoloji Mühendisleri Odası’nın raporlarına göre, bu tür binalar bir sonraki depremde potansiyel birer mezar olmaya adaydır.
Cem Avşar, Demokrasi ve Atılım Partisi (DEVA) milletvekili olarak TBMM’de Tekirdağ’ı temsil ediyor. Ancak bu teklifi sunarak temsil ettiği halkın can güvenliğini hiçe sayan bir tutum sergiliyor. Teklifin gerekçesi, mağduriyet yaşayan vatandaşların haklarının korunması gibi görünse de, bu mağduriyetin arkasındaki esas sorunları ele almaktan uzak. Cem Avşar’a şu soruları sormak gerekiyor:
1. Yeni bir imar affı düzenlemesi, halkın güvenliğini nasıl sağlayacak?
2. Statüsü bozulmuş binaların enkazında hayatını kaybedecek insanların sorumluluğunu kim üstlenecek?
3. 6 Şubat depreminde kaybettiğimiz canların bedelini hangi düzenleme geri getirebilir?
O günlerde yıkılan binaların altından çıkarılan küçük bir çocuğun “Anneme ne oldu?” diye fısıldayarak gözyaşları içinde hayata tutunmaya çalıştığı anı hatırlıyor musunuz? O annenin hayatını kurtaracak bir düzenleme mi sundunuz? İnsanlar, evlerini birkaç metre büyütmek ya da balkonlarını kapatmak adına, kendilerinin ve çocuklarının hayatlarını riske atıyorlar. Bu risk, sadece deprem anında değil, hayatlarının her saniyesinde onları takip ediyor.
Bir milletvekilinin görevi, halkını korumak, onların güvenliğini sağlamak ve olası felaketlerin önüne geçmektir. Ancak Cem Avşar’ın bu kanun teklifi, halkını korumak bir yana, onları yeni bir trajediye sürüklemekten başka bir amaca hizmet etmiyor.
Türkiye’nin artık hatalarını tekrarlama lüksü yok. Yeni bir imar affı, halkın güvenliğini tehdit eden bir intihar çağrısıdır. Bunun yerine yapılması gereken, mevcut yapı stokunun detaylı bir şekilde incelenmesi, depreme dayanıklı hale getirilmesi ve riskli binaların bir an önce yenilenmesidir.
Cem Avşar’a ve benzeri teklifleri savunan herkese sesleniyoruz: İnsan hayatı, siyasi hesaplardan ve kısa vadeli çözümlerden çok daha değerlidir. Eğer bir gün bu binalar yıkıldığında kurtarılması gereken hayatlar olursa, o enkazın altına siz mi gireceksiniz?
Okuyucuların Görüşleri